İstanbul Üniversitesi
http://osmanlimuzigi.istanbul.edu.tr/?p=7990
Export date: Thu Nov 23 21:58:18 2017 / +0000 GMT

Yurt Haber - 28.05.2012 - Dârülelhan Ruhu...


darulelhan-page-00111

YURTTAN SESLER            -----           MEHMET ŞİMŞEK

Dârülelhan ruhu geri dönerken...

Edebiyatla ilgili olanlar Peyami Safa'nın 9. Hariciye Koğuşu adlı kitabını bileceklerdir.

Ünlü edebiyatçının bir o kadar önemli olan romanı da Fatih-Harbiye'dir.

Kitabın ekseninde bulunan Neriman ve Şina- si, İstanbul'da Darülelhan'da okuyan iki gençtir. Neriman Fatih semtinde oturan, geleneklerine bağlı bir ailenin kızıdır. Muhafazakar bir genç olan Şinasi ile, yine muhafazakar bir ailenin kızı Neriman birbirlerini severler.

Geleneklerine son derece bağlı olan Neriman'ın babası Faiz Bey her bakımdan beğendiği ve kendine yakın gördüğü Şinasi ile Neriman'ın evlenmelerini istemektedir. Ancak Neriman Fatih'deki yaşam tarzından hiç de memnun değildir. Safa Fatih-Harbiye'de Neriman ve Şinasi üzerinden Doğu-Batı Medeniyeti analizine girişir.

Safa'nın romanın merkezine aldığı Darülelhan geçmişte önemli bir işlevi üstlenir.

Dârülelhan, Osmanlı Devleti'nin ilk resmi müzik okulu olarak İstanbul'da 1917-1927 arasında faaliyet gösteren dört yıllık eğitim kuru- mudur.

1927'de kapatılmış, yerine İstanbul Belediye Konservatuarı adında yeni bir okul olarak açılmıştır (İstanbul Belediye Konservatuarı, 1986'da İstanbul Devlet Konservatuarı oldu. )

Dârülelhan'ın kelime anlamı "Nağmelerin Evi"...

Söz bu kurumdan açılmışken Rauf Yekta Bey'den bahsetmek boynumuzun borcu.

Darülelhan' da Türk müziği tarihi ve kuramı dersleri vermeye başlayan Rauf Yekta Bey, 1926' da bu okulun Türk müziği bölümü kapatılınca aynı okul bünyesindeki Tarihi Türk Musikisi Eserleri Tespit ve Tasnif Heyeti'nin başına getirildi.

Ölümüne değin görev yaptığı bu kurulda, din dışı klasik yapıtların yanı sıra dini müziğin en önemli yapıtlarının da notaya alınıp yayım- lanmasını sağlamış olan çok önemli bir kimlik.

Özetle söylersek bugün Türk Musikisi ile ilgili günümüze ulaşan ne varsa Rauf Yekta Bey ve arkadaşlarına borçluyuz.

***

Geçen sene yaz aylarından bugüne değin sessiz sedasız İstanbul Üniversitesi bünyesinde çok hummalı bir çalışma yürütüldü.

İÜ Osmanlı Dönemi Klasik Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR) res- men kurulmuş oldu.

Merkez'in başına çok önemli bir isim getirildi: Gönül Paçacı.

Peki kimdir Gönül Paçacı?

Kendisinin kartviziti hayli kabarık. Öncelikle bir akademisyen.

Çok donanımlı entelektüel.

İÜ Devlet Konservatuarı öğretim görevlisi ve Türk Musikisi İcra Heyeti Şefi, Müzikolog ve araştırmacı yazar.

Bir anlamda geçmişteki Dârülelhan'ın misyonunu yüklenecek olan OMAR önümüzdeki süreçte çok ciddi işlere imza atacak?

Ne mi yapacak? Paçacı'dan  dinleyelim:

“Geçmişe ait müzik eserleri yok değil, var ama dağınık vaziyette. Bütün bu dağınıklık halinin müzikal anlamda hataya yol açma olasılığının çok yüksek olması nedeniyle, hatalara imkan tanımamak için, birinci elden bir envanter çalışması yapıp, geniş kapsamlı araştırma inceleme faaliyetlerini sürdüreceğiz”

Hangi döneme ait ne tür eserlerin var olduğuna ilişkin geniş kapsamlı araştırma ve inceleme faaliyetleri yapılacak Merkez'de çalışmalar sonucunda elde edilecek tüm verilerin dijital ortama kaydedilmesi, veri tabanı oluşturarak araştırmacıların hizmetine sunulacak.

Osmanlı dönemi müziğinin, kendine özgü bir ezgisi ve makam anlayışı olduğuna dikkat çeken Paçacı, şöyle devam ediyor:

“Ritmik boyutu çok zengin ve geçmişe dayanıp bugüne kadar yaşamıştır. Kullandığı dil, döneme göre değişmekle birlikte, kendi döneminin klasik anlayışını, eğitimini ve icrayı bir arada yansıtır.”

OMAR'ın aynı zamanda müziğin arkeolojisi- ni yapmak gibi bir görevi olduğunu belirten Gönül Paçacı, Osmanlı dönemi klasik müziğine dair yanlış bilinen doğruları düzeltmek ve hiç bilinmeyenleri keşfetmek gibi bir görevlerinin olduğunu söylüyor.

Osmanlı dönemindeki 600 makamdan günümüze 100 tanesinin gelebildiğini söyleyen Paçacı, yaşanan sürecin nasıl bir ‘zihinsel fakir- leşme' olduğunu çok çarpıcı bir şekilde özetli- yor:

“Böyle bir merkezin kurulmasında geç kalındığını, çünkü birçok bilgi ve kaynağın yok olduğunu, bilginin bulunmasında zorluk çekildiğini ifade eden Paçacı, ''Türkiye'de müzik çalışmaları çeşitli ideolojik yapıların tesirinde kalmış. Bu nedenle Osmanlı gibi büyük bir medeniyetin getirdiği müzik varlığı da tabii ki zamanla unutulmuş halkın gündeminden uzaklaşmış. Halbuki Osmanlı devletinin çeşitli dönemlerinde 600 makam oluşturulmuş.

Makam konsepti önemli. Ancak bugün seslendirilen makam sayısı 100 civarında ama popüler olarak bilinen 10'u geçmez. Bu aslında zihinsel fakirleşmedir”

Unutmadan söyleyeyim.

OMAR 28 Mayıs Pazartesi akşamı İstanbul Üniversitesi'nde ‘Darülelhan' temalı bir belgesel gösterimin ardından vereceği bir konserle sanatseverlere merhaba demeye hazırlanıyor.

Böylesi önemli bir görevi üstlenen ve adeta Darülelhan ruhunu geri getiren İstanbul Üni- versitesi yetkilileri başta olmak üzere Gönül Paçacı ve ekibine canı gönülden teşekkür etmek boynumuzun borcu.

İşlerinin ‘rast' makamı gibi gitmesini diliyorum.
Post date: 2016-06-06 15:11:15
Post date GMT: 2016-06-06 12:11:15

Post modified date: 2016-09-03 10:43:27
Post modified date GMT: 2016-09-03 07:43:27

Export date: Thu Nov 23 21:58:18 2017 / +0000 GMT
This page was exported from İstanbul Üniversitesi [ http://osmanlimuzigi.istanbul.edu.tr ]
Export of Post and Page has been powered by [ Universal Post Manager ] plugin from www.ProfProjects.com