Zaman Gazetesi – Kültür ve Sanat – 03.06.2013


Şeyh Galib ve III. Selim ‘Hüsn ü Aşk’ta buluşuyor

3 Haziran 2013, Pazartesi

 

http://www.zaman.com.tr/kultur_seyh-galib-ve-iii-selim-husn-u-askta-bulusuyor_2096439.html

41. İstanbul Müzik Festivali, yarın akşam başlıyor. Festivalin önemli etkinliklerinden biri de Gönül Paçacı yönetimindeki Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR) Türk Müziği İcra Heyeti’nin 5 Haziran Çarşamba günü saat 20.00’de Galata Mevlevihanesi’nde vereceği “Hüsn ü Aşk” konseri. Paçacı, Ahmet Özhan, Münip Utandı ve Leonidas Asteris’in solist olarak katıldığı konseri anlattı.

Konserin içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz? Galata Mevlevihanesi’nde dinleyicileri neler bekliyor olacak?

Bu mekânın kültürel geçmişimizde, kendi ruhâniyeti yanı sıra, Türk edebiyatının tartışılmaz zirvelerinden biri olan Şeyh Galip’le birlikte anıldığını söyleyebiliriz. Onun klasik şiirimizi kendi içinden dönüştüren, zengin simge ve rumuzlarla yüklü söylemi, bestekârlarımızın ilgisini çekmiş ve bu şiirlerden çeşitli form ve üsluplarla yapılan besteler, repertuarımızın zenginleşmesini sağlayan örnekler olmuştur. Konserin odağı olan Şeyh Galib ve III. Selim dışında konsere özellik katan çok önemli bir renk daha var ki, o da, daha eski bir dönemde yaşamış olan Rum asıllı bestekârımız Petrâki-i Kebir’den bazı dinî ve lâdinî örneklerin seslendirilecek olması. İstanbul’da basılmış Grekçe bir kitapta Petrâki’nin Galata Mevlevihanesi’ne sık sık gelerek musikî icralarına katıldığı, buradaki dervişlerle çok yakın dost olduğu ve hatta onlarla yaşadığı bazı hadiseleri anlatan pasajlar mevcut. Daha önce bir yazımda kullandığım bu kaynaktan beni haberdar eden dostum, önemli müzik adamı Leonidas Asteris, konserde Petrâki’nin eserlerini seslendirecek. Sonuç olarak Galata Mevlevihanesi, Şeyh Galib’i merkez alarak öncesi ve sonrasıyla repertuarımızı belirlemiş oldu.

Konser için Şeyh Galib’i seçmenizin ve bu büyük ismi, Osmanlı’nın önemli bestekârlarından III. Selim ile buluşturmanızın sebebi nedir?

Saltanatı onun şeyh olduğu döneme tekabül eden III. Selim, Osmanlı müziğinin önemli köşe taşlarından birini temsil eder. Şeyh Galib de III. Selim de, yaşadıkları dönemin sanatını ve yenilenen/dönüşen zamanı son derece iyi yansıtmaktalar. Dolayısıyla konserde Şeyh Galib’in şiirlerinden çeşitli dönemlerde Vardakosta Ahmed Ağa, Hacı Faik Bey, Hacı Arif Bey gibi bestekârlarca yapılmış besteler ve III. Selim’in eserleri yer alacak. Konserin başlangıcındaki eser ise nadir icra edilen, sözleri Şeyh Galib’e, bestesi ise III. Selim’e ait olan “Şevkutarab Kâr” olacak.

Tasavvuf edebiyatı açısından da çok önemli olan Hüsn ü Aşk’ın, festivalin teması olan “Zaman ve Değişim”le nasıl bir ortak noktası var?

Şeyh Galib divan şiirindeki değişimi ve zenginleşmeyi, III. Selim klasik musikîdeki değişimi ve zenginleşmeyi en iyi sembolize eden isimler; tasavvuf ise zaten bu sanatkârların ait olduğu bir dünya, onların üretimlerinin gerisinde yatan bir ruh iklimi hatta hayat biçimidir diye düşünüyorum. “Hüsn ü Aşk”ın kapsayıcılığının içinde zaten zaman ve değişim doğal olarak mevcut. Hele bugünden, bugünkü algılarımızla baktığımızda…

Konser festivalin ilk konserlerinden biri. Hüsn ü Aşk’ın bu açıdan önemi nedir? Festivalin ruhuna, kimliğine neler katacak?

Konserimiz içerdiği klasik eserlerle ve katılan önemli solistlerle, uzun yıllardan sonra İcra Heyeti’nin, İstanbul Müzik Festivali’nde yer aldığı bir etkinlik, iyi hazırlandığımızı da söyleyebilirim. Ülkemizin aynı adla günümüze gelen en eski Klasik Türk Müziği topluluğu olarak, İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR) içinde yeniden organize olduğu bir dönemde böyle bir festivalde yer almak bizler için çok önemli. Festivalin hemen başında yer alıyor olmak ise kanımca, çer-çeveyi çizen bir hâle tekabül ediyor olmalı.

Türk müziği adına ümitsiz bir durum yok

Klasik müziğin anlaşılmadığı, bilinmediği, hakkının teslim edilmediği hep söyleniyor. İcracı ya da şef olarak katıldığınız konserlerde karşılaştığınız manzara size ne söylüyor?

Eğer ilkeli durur ve kendinizi değil sanatı ön planda tutarak çalışırsanız mutlaka sizin yaptıklarınıza inanan, destekleyen dinleyici bulursunuz. Kısa vadeli düşün- memek lazım; “anlaşılmıyorum” demek en zahmetsiz olanı galiba. Ama tabii ki hayalci olmamak, popüler işlerin kala- balığını beklememek, dahası hedef-lememek gerekir düşüncesindeyim.

Bu durumda Türk müziği adına ümitli olmak gerekir mi? Yoksa ameliyat masasına yatırma vakti çoktan geldi mi?

Türk müziğinin iyi örnekleri, soylu dili ve gelişmiş makam-usul yapısı ortada. Bugünkü bilgi, görgü ve dünya görüşü-müzde sorun olduğu için “ümitsiz” bir durum varmış gibi bir yanılgı mevcut. Oysa problem müzikte değil algı düze-yimizde. İlkeli olmak ve çalışmaktan baş-ka çıkar yol olmadığını düşünüyorum.

26/06/2014
1134 defa okundu

İstanbul Üniversitesi

34452 Beyazıt/Fatih-İstanbul

Tel: 0 (212) 440 00 00